Yazı İçeriği
Damar duvarı zayıfsa anevrizma güçlüdür! Anevrizma tanısında artık anjiyoya gerek yok Aort anevrezması ameliyatı Aort anevrizmasında stent tedavisi Torakal aort anevrizması nedir? Beyin anevrizması Beyin anevrizması belirtileri Göz kapağındaki düşüklüğü dikkate alın! İkinci beyin kanamasını önlemek için anevrizma tedavi edilmeli

Anevrizma nedir?

Normal bir damar çapının iki katından fazla genişlemesine anevrizma denir. Anevrizmanın üç katmanı bulunur. Bunlar içten dışarıya doğru; intima, media ve adventitia olarak adlandırılır. Bu üç katmanın hepsini kapsayan hastalığa "gerçek anevrizma" denirken, anevrizma bir tek kısımdan kaynaklanıyorsa, ‘yalancı anevrizma’ adını alır. İntima ile media arasında yırtılma meydana gelirse de ‘diseksiyon’ hastalığı ortaya çıkar.

Genetik mirasın ve hipertansiyonun anevrizma oluşmasında etkisi vardır. Bunun yanı sıra travmalar, enfeksiyonlar, bazen kalp ameliyatlarının kendisi de anevrizmaya neden olabilir. Genellikle yaşlılarda ortaya çıksa da konnektif doku bozukluğu olan gençlerde de anevrizma görülebilir.

Anevrizma her damarda oluşabilir. Eğer damarda yırtılma meydana gelmediyse, kişi anevrizmasının farkına varamayabilir. Damar çapındaki genişleme rutin bir check-up sırasında ya da başka bir şikayetle çekilen tomografiler ve ultrasonlarla görülebilir.


Damar duvarı zayıfsa anevrizma güçlüdür!

Anevrizmalar çoğunlukla damar duvarının zayıf olduğu yerlerde, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda ortaya çıkıyor. Anevrizma’ya en sık artreskleroz (damar kireçlenmesi) gibi damar duvarındaki yaşlanmaya bağlı oluşan ve genellikle 50 yaşın üzerindeki kişilerde görülen dejeneratif rahatsızlıklar yol açıyor. Artreskleroz hastalığında damar duvarı zayıflıyor, bunun sonucunda da özellikle tansiyonu yüksek olan kişilerde damar içi basıncının artması nedeniyle damar duvarı zayıf noktadan dışarı doğru bombeleşerek baloncuk haline geliyor. Bu baloncuk duvarı basınca dayanamadığında patlıyor.

Anevrizma tanısında artık anjiyoya gerek yok

Eskiden anevrizmalara sadece anjiyografi yöntemiyle tanı konabiliyordu. Günümüzde ise yaygın olarak kullanıma giren MR ve gelişmiş teknolojiyle çekilen BT teknikleri sayesinde, vücuda anjiyografi gibi herhangi bir girişim yapmadan, kanamaya yol açmamış anevrizmalar da kolaylıkla tespit edilebiliyor. Ancak bu tip anevrizmalar belirti vermediği için genellikle kişinin başka bir yakınması nedeniyle başvurulan tetkiklerde tesadüfen ortaya çıkıyor.

Aort anevrezması ameliyatı

Anevrizma aort damarında meydana gelmişse buna aort anevrizması denir. Damar genişlemesi 5-5.5 cm üzerine çıkmışsa ameliyat uygulanır. Anevrizma bu sınırı aştıktan sonra yırtılma riski yüzde 20’dir. Aort anevrizmalarında tanının altın standardı olan “kontrastlı BT anjiyografi” ile kişinin anevrizması görüntülenir. Sonuçlara göre tedavi yöntemine karar verilir. Açık ameliyat veya stent tedavisi uygulanabilir. Anevrizma her damarda oluşabilse de stent uygulamaları aort damarına yapılır. Genellikle 65-70 yaş üstü grupta görülen anevrizma tanı ve tedavi sürecinde, koroner damarlarında bir sorun olup olmadığının anlaşılması amacıyla koroner anjiyografi de uygulanır. Bir sorun görülürse, önce koroner by-pass ameliyatı yapılır. Bir hafta içinde de endovasküler girişim denenir.

Aort anevrizmasında stent tedavisi

  • Stent girişimi için kasık bölgesi tercih ediliyor. Küçük kesiklerle, femoral arter (kasıktaki arter) bulunuyor. Buradan sokulan kateter yardımıyla anevrizma bölgesi görüntüleniyor. Daha önce BT anjiyografi sırasında yapılan ölçümler bir kez daha yineleniyor.
  • Ardından, daha sert bir kateterle stent, anevrizmanın olduğu yere gönderiliyor. Stentler, nikel kadminyum maddesinden yapılıyor. Çapı 7 mm olan taşıyıcı bir sistem ile anevrizmanın olduğu yere gönderiliyor.
  • Daha önce yapılan ölçümlere yani anevrizmanın alt ve üst boyunları, uzunluğu ile genişliğine göre belirlenen stent, onu taşıyan sistem tarafından takılması gereken yere getirilip bırakıldığında, vücut sıcaklığı ile genişleyip, damarın çeperine tutunuyor. Yani çapı 7 mm olan taşıyıcı sistemden kurtulduğunda stentin çapı 3.5 cm’ye kadar genişleyebiliyor.
  • Böylece anevrizmayı devre dışı bırakıyor. Hastanın yeni bir damarı oluyor. Anevrizmanın yırtılması ve damarın genişlemesi engelleniyor. Öte yandan, diğer organlara yapılan bası da ortadan kalkıyor.

Aort anevrizması olan her kişi, stent ile tedaviye uygun olmuyor. Ancak abdominal ve torakal anevrizmalarda kişilerin yüzde 90’ı bu yöntemle tedavi ediliyor. Fakat, böbrekleri, bağırsakları ve karaciğeri besleyen damarları içine alan anevrizmalar, günümüz teknolojisiyle stent tedavisine uygun olmuyor. Ama stent teknolojisinin gelişmesiyle birlikte bu alanda da yenilikler meydana geliyor. Tüp gibi boru içinden, ağaç dalı gibi yeni yeni dallar halinde çıkan stentler üretiliyor. Şu an kişiye özel üretilen bu stentlerle ilgili gelişmeler, yöntemin daha fazla kişiye uygulanmasını sağlayabiliyor.

Aort anevrizması teşhis edilmiş kişilerde anevrizmanın oluşumunda risk oluşturan faktörlerin gözden geçirilmesi gerekir. Özellikle tansiyonun kontrol altında tutulması, sigaranın bırakılması bu açıdan önemlidir. 4-5 cm. üzerindeki anevrizmalarda klinik durum da değerlendirilerek müdahale gereksinimi olabileceği unutulmamalı. Rüptür (kopma) gelişmiş kişilerde anevrizma çapı ne olursa olsun acil tedavi gerekir.

Torakal aort anevrizması nedir?

Torakal anevrizma, göğüs bölgesi içindeki aort damarının anevrizmalarına denir. Bu bölgedeki yaklaşık 4 cm. lik lokalize bir genişleme anevrizma olarak adlandırılır. Torakal anevrizmalar özellikle 65 yaş üstündeki kişilerde ve yaş ilerledikçe daha sık görülür. Bunun yanında aort diseksiyonu, aile yakınlarında anevrizma oluşu, bağ dokusu hastalıkları (Marfan Sendromu), travma, iltihabi hastalıklar torakal anevrizma gelişimini tetikleyebilmektedir.

Sıklıkla torakal aort anevrizmaları şikâyete yol açmaz ve sessiz seyreder. Geniş anevrizmalarda göğüs, sırt ve karın ağrısı olabilmektedir. Şikâyetler kalp krizini taklit edebilir. Ayrıca ses kısıklığı, yutma güçlüğü, öksürük veya kusma ile kanama meydana gelebilir. Ani başlayan veya giderek şiddetlenen damar rüptürü (kopma) gibi acil bir durumun habercisi olabilir.

Kişinin şikayetlerine göre yapılan değerlendirme ve muayene sonrasında bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) ile tanı konabilir, özellikle rüptür (kopma) şüphesi olanlarda acil tedaviyi yönlendirmesi açısından BTA’nın acilen planlanması gerekir.

Anevrizma çapı 5 cm’den büyük olan kişilerde rüptür riski yüksek görülür. Bu nedenle müdahale gerekebilir. Ayrıca anevrizma çapı ne olursa olsun rüptür gelişmiş kişilerde deacil tedavi gerekir.

Beyin anevrizması

Anevrizmaların en tehlikeli komplikasyonu, beyinde kanamaya yol açması. Kanama anevrizma duvarının atar damar içindeki kan basıncına dayanamayarak yırtılması sonucu oluşuyor. Beyin kanamasına neden olan anevrizmada kişilerin büyük bir bölümü sağlık kuruluşuna ulaşamadan hayatlarını kaybediyor. Hastaneye ulaşabilen kişilerin de yine büyük bir bölümü derin komada oldukları için herhangi bir tedavi uygulanamıyor, sadece destek tedavisi yapılabiliyor. Anevrizma sorunu olanların ancak yaklaşık 4’te biri cerrahi yöntemle yaşamlarını devam ettirebilme şansına sahip oluyor.

Beyin anevrizması belirtileri

Beyin anevrizması beyin damarlarında baloncuk oluşması olarak tanımlanır. Baloncuğun içindeki basınç arttığında damar patlıyor ve bunun sonucunda ölümcül bir tablo olan beyin kanaması gelişiyor. Her 100 bin kişiden 5’inde ortaya çıkan ve kanamaya yol açmış anevrizmanın ilk belirtisini ise şiddetli baş ağrısı oluşturuyor. Baş ağrısı genellikle anevrizmanın neden olduğu beyin kanaması sonucu ortaya çıkıyor. Hastalar bu tür baş ağrısını ‘kafamın içinde sanki bir bomba patladı’ şeklinde tanımlıyor. Bu nedenle daha önce hiç yaşanmayan şiddette ve karakterdeki baş ağrısının ihmal edilmemesi gerekiyor. Çünkü erken müdahale hayat kurtarabiliyor!

Göz kapağındaki düşüklüğü dikkate alın!

Şiddetli baş ağrısı genellikle kanamaya yol açmış anevrizmanın belirtisi olarak ortaya çıkıyor. Kanamamış anevrizmalarda ise belirtiler baloncuğun bulunduğu noktaya göre değişiklik gösteriyor. Örneğin baloncuk göz küresi ve göz kapağını hareket ettiren sinirlere yakınsa ‘göz kapağında düşüklük’ ile ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle göz kapağındaki düşüklük eğer anevrizmaya bağlı gelişmişse, tanı kolaylıkla konabiliyor. Dolayısıyla anevrizmanın ön habercisi olan göz kapağındaki düşüklük mutlaka dikkate alınmalı.

İkinci beyin kanamasını önlemek için anevrizma tedavi edilmeli

Anevrizmanın yol açtığı beyin kanamalarında en korkulan komplikasyon ise ikinci beyin kanamasının oluşması. Ölümcül bir tabloya yol açan bu risk özellikle kanamanın olduğu gün en yüksek oranda oluyor. İlerleyen süreçte risk azalsa da ömür boyu devam ediyor. Bu nedenle kanamaya yol açmış anevrizmaların en kısa zamanda cerrahi veya endovasküler yöntemle mutlaka tedavi edilmeleri gerekiyor. Bunun için en yaygın uygulanan yöntem, baloncuğun boynuna ‘klip’ adı verilen bir çeşit küçük mandal yerleştirilerek sorunlu bölgenin dolaşım dışına bırakılması esasına dayanan cerrahi tedavidir.