Yazı İçeriği
"Yarım kalp" hastalığının görülme oranı nedir? Yarım kalpli çocuklara nasıl müdahale edilir? Yarım kalpli çocuklarda ameliyat yöntemi çocuğa göre değişir Yarım kalpli çocukları ameliyattan sonra nasıl bir yaşam bekler?

Yarım kalp ameliyatı

Bazı çocuklar, genetik faktörlerden çevresel etkenlere kadar birçok nedene bağlı olarak yarım kalpli doğar. Ağır bir tablo olsa da kardiyovasküler cerrahi uzmanları bir dizi ameliyat yaparak başarılı sonuçlar elde ederler. Bu çocuklar, kalplerinin yarısı fonksiyonel olarak bulunmadığı veya yeterli olmadığı için sadece sağlam kısmını kullanabilirler. Söz konusu gruba çok sayıda hastalık tipi girer ve bu sorun farklı belirtilerle kendini gösterir. Bazı çocuklarda tablo, doğumun ilk günlerinde tanı konulabilecek kadar ağır olur. Bazılarında ise tekrarlayan bronşit ve zatürre atakları sırasında yapılan tetkikler sonucu fark edilir.


"Yarım kalp" hastalığının görülme oranı nedir?

"Yarım kalp" hastalığı binde bir gibi bir oranla, oldukça nadir görülür. Genel doğumsal kalp hastalıkları içinde küçük bir grubu oluşturur. Ancak ülkemizde doğurganlık oranı ve detaylı ultrasona ulaşamayan anne adayları düşünülünce, bu tür vakaların sayısının artabileceği düşünülebilir. Çocukların bir kısmı sınırda bulunur, bir kısmında ise hipoplastik sol kalp denilen, kalbin sol tarafının gelişmediği zorlu bir tablo görülür. Bu grup içinde daha sık görülen tip ise kalbin sağ tarafının küçük kalması yani hipoplastik sağ kalp vakaları olur. Bazı karmaşık bozukluklarda ise kalbin kulakçıkları ve karıncıkları arasında birbirinden ayrılamayacak şekilde bozukluklar olur ve kalp adeta bir bütün halinde kasılır.

Yarım kalpli çocuklara nasıl müdahale edilir?

Yarım kalpli çocuklar hayatları boyunca birden fazla ameliyat geçirirler. Bu tanı çocuklara konduktan sonra kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi uzmanları ile birlikte büyürler. Böylesi ciddi bir bozukluğa sahip olmalarına rağmen, çocuklar doğru zamanda ve doğru teknikle tedavi edildiklerinde sadece spor aktivitelerinden uzak kalarak, kaliteli bir hayat sürebilirler. Bugüne kadar 20’den fazla tedavi yöntemi geliştirildi. Eğer doğumdan sonra çocuk çok pembe ise, akciğere aşırı kan akımı varsa bunu kontrol altına alabilmek için akciğer damarına bir bant konulur. Çocuğun rengi çok mor ise o zaman da akciğere kontrollü kan akımı sağlayacak bir damar takılması gerekir. Bu çocuklar altı aylık olduklarında ilk aşama olan ameliyatı yapmak gerekir. Burada vücudun üst tarafındaki kirli kanı getiren sistemi akciğer damarına bağlamak için bir çeşit şant ameliyatı yapılır. Boyundan gelen ana toplardamar, sağ akciğer damarının olduğu tarafa bağlanır ve bu şekilde kan dolaşımının önemli bir kısmı pasif sisteme dönüştürülür. Çocuk iki yaş civarına geldiğinde ise Fontan kalp ameliyatı denilen, vücudun alt yarısından gelen kirli kanı akciğere taşıyan son aşama ameliyatı yapılır.

Yarım kalpli çocuklarda ameliyat yöntemi çocuğa göre değişir

Hipoplastik sağ kalp sorunlu çocuklara uygulanan tedavi kanın akciğere kalbin kasılmasına gerek kalmadan, serbest bir şekilde akmasını sağlamayı amaçlar. Hipoplastik sol kalp vakalarında ise kalbin gelişmiş olan tarafına sol tarafın fonksiyonu verilir. Tedavide kullanılan yöntem kalbin hangi tarafının gelişmediğine, akciğer damar yatağının nasıl olduğuna, çocuğun önceki ameliyatlarının zamanlamasına ve teknik özelliklerine göre değişir. Zaman içinde bu ameliyatlarda teknik alternatifler artar, sonuçlar daha iyi olur. Ameliyatın çeşitli aşamalarında kalp akciğer makinesi kullanmaya gerek kalmaz. Final ameliyatını yaptırdıktan sonra da ortadan kaybolan, klinik değiştiren, iyi takip edilmeyen çocuklar olur. Çocukların büyüdükçe çeşitli sorunlarla karşılaşabileceğini, bu sorunların erken teşhis edilip izlenebilirse engellenebileceğini ve kalbin daha iyi korunabileceğini, bu sayede de yaşam sürelerinin uzayabileceğini bilmeleri gerekir.

Yarım kalpli çocukları ameliyattan sonra nasıl bir yaşam bekler?

Yarım kalpli çocuklara yapılan ameliyatlar tamamen kür sağlayan bir tedavi olmaz. Çocuklar, hayatlarının bir aşamasında mutlaka kalp nakli adayı olurlar. Yine de bu ameliyat serisi büyümelerini, gelişmelerini, hayatlarını kaliteli ve entelektüel anlamda sorunsuz yaşamalarını sağlar. Zaman zaman ilaç kullanırlar, ama bazı dönemleri de ilaçsız geçirebilirler. Yaş ilerledikçe ve kalp yoruldukça gelişen sorunlarla beraber idrar söktürücü, kan basıncı düşürücü ilaçlar eklenebilir. Bu çocukların vücutlarında su tutulumunu istemediğimiz için tuz kullanımını özellikle ameliyat sonrası dönemler başta olmak üzere minimumda tutmaları önem taşır.