Yazı İçeriği
Genetik etkenlerin rolü büyük Kesin tanı endoskopi  ile konuluyor Kaliteli yaşam tarzı mide kanserini önlüyor

Türkiye’de mide kanseri sıklığının yüz binde 14,4’ün üzerinde !

Midenin herhangi bir bölümünde, mide boşluğuna bakan yüzde önce yüzeyel bir ülser gibi gelişen, sonrasında da mide katlarını geçerek lenflere, karın zarına, karaciğer ve akciğer gibi organlara yayılarak yaşamı tehdit eden mide kanseri sık görülen hastalıklardan biri. Türkiye’de mide kanseri sıklığının yüz binde 14,4’ün üzerinde olması da dünyada en sık görülen ülkeler arasında yer almasına yol açıyor. Dolayısıyla bu hastalık önemli bir toplum sağlığı sorunu oluşturuyor.


Genetik etkenlerin rolü büyük

Hastalığın, tüm kanserlerde olduğu gibi kontrolsüz hücre bölünmesi nedeniyle ortaya çıktığını belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Zorluoğlu, mide kanserinin risk faktörlerini şöyle sıralıyor: “55 yaş üstündeki kişilerde, kadınlara oranla iki kat sıklıkla erkeklerde, Japonya, Rusya, Latin Amerika ve Doğu Avrupa’da yaşayanlarda, şişman kişilerde, BRCA1, BRCA2 ve E-Cadherin/CDH1gibi bazı genlerinde kalıtsal mutasyon taşıyanlarda, sigara içenlerde, tuzlanmış, salamura ya da tütsülenmiş gıdaları aşırı tüketenlerde, kömür, madeni, plastik ya da metal endüstrisinde çalışan ve bu ortamda açığa çıkan kimyasallara maruz kalanlarda mide kanserine sıkça rastlanıyor. Ayrıca helikobakter pilori gastritine maruz kalmak da önemli bir risk faktörü.”

Hastalığın midede yerleştiği yerler giriş ve çıkışta ise yutamama, kusma gibi nispeten erken belirtiler verse de torba şeklindeki organın geniş yerlerine yerleşmesi halinde hazımsızlık, şişkinlik, yanma gibi gastritle çok karışan belirsiz yakınmalar oluşturuyor. Dışkının simsiyah çıkması veya kusmakla gelen kanamalarla da kendini gösterebilse de özel olarak mide kanseriyle ilişkili belirtiler genellikle sinsi ilerliyor. Kişinin zayıflaması ise ileri evrelerde görülen bir belirti olarak ifade ediliyor.

Kesin tanı endoskopi  ile konuluyor

Mide kanserinin en kesin tanı yönteminin gastroskopi yani endoskopi yaptırmak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Zorluoğlu, “30’lu yaşlardan sonra, en ufak hazımsızlık yakınmalarında bile ilk yapılacak incelemenin endoskopi olması gerekiyor. Tanı konulduğunda erken veya ileri evrede oluşuna göre tedavi başarısı yüzde 80-90 oranlarına çıkabiliyor. Hastalığın ileri evredeki tüm belirtileri kesinleştiğinde ise tedavi başarısı çok düşüyor. Bu nedenle mide kanserinin erken evrede tanı alması gerekiyor. Bilgisayarlı tomografi, USG, PET-CT gibi yöntemler ise hastalığın evrelendirilmesinde önem taşıyor” diyor.

Bu hastalığın, günümüzdeki en etkin tedavi yöntemi ise cerrahi! Ancak mide kanseri ameliyatının mide lenflerini de içeren radikal bir şekilde yapılması gerekiyor. Kemoterapi ve radyoterapi ise cerrahiden sonra, yardımcı yöntemler olarak uygulanıyor. Mide kanseri ameliyatlarını diğer cerrahilerden ayıran özellikler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Zorluoğlu, şöyle devam ediyor: “Bu kanserlerin tek etkin tedavi seçeneği cerrahi olduğundan, mide ve lenflerinin anatomisi diğer organlara göre karmaşık ve çoklu organları ilgilendirdiğinden, yapılacak ameliyatların yetkin cerrahlarca eksiksiz yapılması önem taşıyor.”

Kaliteli yaşam tarzı mide kanserini önlüyor

Mide kanserinden korunmak için bizlere düşen birtakım görevler var. Öncelikle sedanter yaşamdan ve obeziteden kaçınmak gerekiyor. Beslenme düzeninde taze sebze ve meyve içeren gıdalara yer vermek, tuzlu, konserve ve koruyucu içeren gıdaları azaltmak, tuzlanmış, tütsülenmiş veya işlenmiş gıdaları da tüketmemek önem taşıyor. Helikobakter pilori gastritinin eradikasyonlarına karşı dikkatli olmak da alınması gereken önlemler arasında yer alıyor.