Yazı İçeriği
En yaygın kanserler Her yıl yarım milyon kişi bu tanıyı alıyor Türkiye’de en yaygın kadın kanserleri hangileridir? 1. Kadın kanserleri en çok kimlerde görülür? 2. Kadın kanserlerinin belirtileri nelerdir? 3. Kadın kanserleri nasıl teşhis edilir? 4. Kadın kanserleri nasıl tedavi edilir? 5. Hangi durumlarda ameliyat önerilir? 6. Rahmin alınmasına nasıl karar verilir? 7. Kadın kanserleri tekrar eder mi? 8. Tedaviden sonra gündelik hayatta nelere dikkat edilmeli? 9. Kadın kanserlerinden korunmak için hangi önlemler alınabilir?

Kadın kanserleri nelerdir?

Kadın kanserleri denildiğinde kadın genital organlarından kaynaklanan kanserler kastedilir. Genital organlar rahim, rahim ağzı (serviks), yumurtalıklar, tüpler, vulva (genital bölgeyi kaplayan deri kesim) ve vajina olarak tanımlanabilir. Bunlar arasında özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en sık rastlanan kanserler rahim kanserleridir. Rahim kanseri denildiğinde öncelikle rahimin içini kaplayan ve endometrium olarak adlandırılan zar tabakadan kaynaklanan kanserler akla gelir. İkinci sırada yumurtalık kanserleri ve üçüncü sırada da rahim ağzı kanserleri bilinir. En sık görülen kadın kanserleri bu üç grupta toplanmakla beraber tüm kadın kanserlerinin yaklaşık yüzde 5’lik bir kesimini de sırasıyla vulva ve vajina kanserleri oluşturur. Kadın kanserleri ile ilgili merak edilen sorular ve yanıtları…


En yaygın kanserler

Dünya Sağlık Örgütü kapsamında çalışan GLOBOCAN 2018 son verilerine göre dünyada, her yıl yaklaşık 18 milyon yeni kanser (kadın ve erkek) olgusu tanısı alır. Her yıl yaklaşık 8,6 milyon kadına yeni kanser tanısı konurken tüm kadın kanserleri arasında dünyada meme kanseri yaklaşık 2 milyon hasta ile başı çeker (tüm kadın kanserlerinin yüzde 24’ü). Meme kanserinin 1 yılda insidansı (yeni olgu görülme sıklığı) 100 binde 46’dır. Sonrasında sırasıyla kolorektal, akciğer, rahim ağzı (insidansı 100 binde 13) ve tiroit kanserleri gelir.

Her yıl yarım milyon kişi bu tanıyı alıyor

Rahim ağzı kanseri tüm dünyada her yıl yaklaşık 570 bin kadında görülür, bunlardan yaklaşık 300 bini hayatını kaybeder. Rahim ağzı kanseri dünyada kadın kanserleri arasında görülme sıklığı açısından 4’üncü sırada olmakla beraber, 40’lı yaşlarda 2’nci sıradadır. Genital bölgede ortaya çıkan rahim, yumurtalık, fallop tüp, rahim ağzı, vulva ve vajina kanserleri tüm kadın kanserlerinin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturur.

Türkiye’de en yaygın kadın kanserleri hangileridir?

GLOBOCAN 2018 verilerine göre, Türkiye’de her yıl yaklaşık 91 bin kadın yeni kanser tanısı alırken, bir kadının bir yıl içinde kanser tanısı alma sıklığı 100 binde 182’dir. Türkiye’de tüm kadın kanserleri arasında meme kanseri her yıl görülen yaklaşık 22 bin kanser vakasıyla başı çeker. Meme kanseri dışında, ülkemizde her yıl yaklaşık 12 bin kadın genital kanser tanısı alır. Genital kanserler arasında, en çok görülen kanser türü rahim kanseridir ve yılda yaklaşık 5 bin 500 hastaya rahim kanseri tanısı konulur. En sık görülen diğer kadın genital kanserleri, sırasıyla yumurtalık kanseri (3.700 olgu), rahim ağzı kanseri (2.356 olgu), vulva ve vajina kanseridir.

1. Kadın kanserleri en çok kimlerde görülür?

Rahim ve yumurtalık kanserleri daha çok ilerleyen yaşlarda ve menapoz döneminde ortalama 60’lı yaşlarda görülmekle beraber rahim ağzı kanserlerine nispeten daha erken, 40’lı yaşlarda karşılaşılır. Rahim ağzı kanserleri, genellikle yaklaşık 15 yıllık bir süre içerisinde kanser öncesi lezyonlardan gelişir. Dolayısı ile rahim ağzı kanseri gelişmeden önce, lezyonlar PAP smear veya HPV testleri ile erkenden yakalanabilir ve kansere dönüşmeden tedavi edilebilirler. Bu tarama testleri ile kadınlarda rahim ağzı kanseri yüzde 90 oranında önlenebilir.

Genel olarak dengesiz beslenme, özellikle vitaminlerden ve sebzeden fakir, yağlı ve endüstriyel gıdalardan zengin beslenmek genital kanser riskini artırır.

Rahim kanseri: En önemli risk faktörlerinden biri kadınlık hormonlarından estrojene maruz kalmaktır ki bu durum dışarıdan alınan hormon ilaçları, yumurtalıkta hormon salgılayan tümörlere bağlı olabilir. Diğer risk faktörleri arasında yumurtlama olmasını engelleyen ve adet dönemlerinin uzamasına neden olan durumlar, erken yaşta adetlerin başlaması (12 yaşından önce) ve geç yaşta menopoza girmek (52 yaşından sonra), obezite sayılabilir. Rahim kanserlerinin bir bölümü de bazı kalıtsal ailevi kanser sendromları ile ilişkili olarak gelişebilir. Örneğin Lynch-2 sendromu buna örnektir. Bu sendrom olanların ailelerinde artmış, rahim, kalın bağırsak ve yumurtalık kanseri riski vardır. Hayat boyu yumurtalık kanserine yakalanma riski, bu hastalarda yüzde 30-60 oranlarındadır.

Yumurtalık kanseri: En önemli risk faktörleri; hiç doğum yapmamış olmak, erken yaşta adetin başlaması ve geç yaşta menopoza girmek, menopozda kullanılan hormon ilaçları, genital bölgede kullanılan talk pudrası gibi kimyasallar, infertilite (kısırlık). Bu kanserlerin yaklaşık yüzde 10’luk bir bölümü ailevi kanser sendromları ile ilişkili kalıtsal genetik mutasyonlarla bağlantılıdır. Bunlardan en çok bilineni ailevi meme-over kanser sendromudur. Bu hastalarda BRCA1 ve BRCA2 olarak bilinen genlerde, doğuştan gelen mutasyonlar vardır ve bu hastalarda hayat boyu yumurtalık kanseri gelişme riski yüzde 40’lara kadar çıkar. Bu grup hastalarda aile tamamlandıktan sonra genelde 40’lı yaşlarda yumurtalık ve tüplerin önleyici olarak alınması önerilir. Bunun yanında bazı durumlarda yumurtalık kanseri riski azalır. Bu durumlar; doğum kontrol haplarının kullanımı, tüplerin bağlanması veya alınması ve genetik riski artmış bireylerde yumurtalık ve tüplerin cerrahi olarak alınmasıdır.

Rahim ağzı kanseri: En önemli risk faktörleri arasında HPV (human papilloma virus) enfeksiyonu yer alır. HPV enfeksiyonu kalıcı olduğunda rahim ağzı kanser riskini yaklaşık 9 kat artırır. Diğer risk faktörleri arasında erken yaşta cinsel ilişki, çok sayıda cinsel partner öyküsü, erken yaşta gebelik, çok sayıda doğum yapmak, düşük sosyoekonomik durum, bağışıklık sisteminin zayıflaması, HIV enfeksiyonu, organ nakli, kortizon tedavisi gibi durumlar, genetik faktörler ve sigara sayılabilir.  

Vulva kanserleri: Daha çok ileri yaşlarda görülmekle beraber genç yaşlarda da görülebilir. Genital deride uzun süre devam eden kaşıntı tehlike işareti olabilir ve dikkatlice değerlendirilmesi gerekir.

2. Kadın kanserlerinin belirtileri nelerdir?

Rahim kanseri: En önemli belirtisi anormal vajinal kanamadır. Her ay düzenli olan adet kanaması dışındaki kanamalar temelde anormal kanamalardır. Kanama normalden fazla miktarda, ara dönemde, beklenmedik zamanlarda oluyorsa rahim kanseri veya kanser öncesi lezyonlar akılda bulundurulmalıdır. Rahim kanseri özellikle menopoz döneminde daha sık görüldüğünden, menopoz döneminde olan bir kadında çok az da olsa kanama oluyorsa mutlaka vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanı hekime başvurmalıdır.

Yumurtalık kanseri: Genelde erken evrelerde belirti vermez, ancak hastaların yüzde 60’ından çoğu ileri evrelerde karın şişliği ve hazımsızlık şikayeti ile başvururlar. Bazı hormon üreten yumurtalık tümörleri adet düzensizliği ve tüylenme gibi şikayetlere neden olabilir.

Rahim ağzı kanseri: Erken dönemde ve kanser öncesi evrelerde hiç belirti vermeyebilir, bu yüzden smear ve HPV testleri ile tarama yapılması önemlidir. Bazı hastalarda ara kanama, lekelenme, cinsel ilişki esnasında vajinal kanama olabilir. Bu durumda da hemen kişinin değerlendirilmesi gerekir. İleri evrelerde kanama, akıntı, kötü kokulu akıntı, karın ağrısı, kasık ağrısı, bele vuran ağrılar, bacakta şişme ve anormal kanamalar meydana gelebilir.

Vulva kanseri: En önemli belirtisi uzun süreli ve geçmeyen genital kaşıntıdır. Genelde hastalar hemen hekime başvurmazlar veya mantar hastalığı düşünülüp mantar tedavisi başlanabilir. Bu konuda dikkatli olunmalıdır. Bazı vulva kanserlerinde genital bölgede ciltte renkli lezyonlar olabilir.

3. Kadın kanserleri nasıl teşhis edilir?

Rahim kanseri: Şüphe varsa bu hastalığın kesin teşhisi için rahmin içini kaplayan zar dokudan küretaj şeklinde biyopsi yapılır. Bazen ileri tetkik ve ışıklı bir kamerayla (histeroskopi) rahim içine girip, direkt gözlem altında şüpheli alanlardan biyopsi yapılabilir.

Yumurtalık kanseri: Genellikle yumurtalıkta kitle tespit edildikten sonra ameliyat kararı verildiğinde, ameliyat ile kitle alınıp patoloji incelemesine gönderilmek suretiyle teşhis edilir. Yumurtalıkta saptanan kitlelerin hepsi ameliyat gerektirmez. Risk taşıyan kitlelerin kanser olasılığını belirlemek için çeşitli görüntüleme yöntemleri ve kanda bakılan tümör belirteçlerinden faydalanılır. Kanser şüphesi yüksek olan kitleler ameliyatla alınır ve ameliyat esnasında yapılan ‘frozen’ patoloji incelemesi ile tanı konur ve gerekirse tedaviye yönelik cerrahi işlemler gerçekleştirilir.

Rahim ağzı kanseri: PAP smear ve HPV gibi tarama testlerinde anormal sonuçlar saptanan veya jinekolojik muayenede rahim ağzında kitle tespit edilen hastalardan biyopsi yapılır. Rahim ağzından biyopsi yapılacak noktaları belirlemek için kolposkopi denilen ve rahim ağzını yaklaşık 30 kata kadar büyüten bir enstrüman kullanılır. Bu işleme kolposkopi eşliğinde biyopsi denir. Kolposkopi ile rahim ağzı kanser öncesi lezyonlar da rahatlıkla teşhis edilebilir. Bu durumda hastalık ilerlemeden küçük bir ameliyatla rahim de alınmadan tedavi edilebilir.

Vulva ve vajina kanserleri: Kesin teşhis biyopsi yoluyla konur.

4. Kadın kanserleri nasıl tedavi edilir?

Kadın genital kanserlerinin cerrahi tedavisi mümkünse, jinekolog onkolog cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Bu ameliyatlar geleneksel açık cerrahi yöntemlerle yapılabildiği gibi, seçilmiş olgularda kapalı yöntemlerle, yani laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemlerle de yapılabilir.

Rahim kanseri:  Standart tedavi rahim ve yumurtalıkların alınmasıdır. Yüksek riskli hasta grubunda rahim ile ilişkili olan ve pelvik veya paraaortik bölgelerdeki lenf bezleri de alınabilir. Cerrahi tedavi sonrasında ortaya çıkan patolojik değerlendirme sonuçlarına göre hastalar ek tedavi almadan takip edilebilirler veya hastalığın tekrar etme riski yüksek ise ek tedavi alabilirler. Ek tedaviler kemoterapi, ışın tedavisi (radyoterapi), hormonal tedavi veya akıllı tedaviler şeklinde olabilir.

İleri evrelerde ise rahim, yumurtalıklar ve lenf bezleri dışında karın içerisinde hastalığın sıçramış olduğu organlar da alınabilir. Örneğin bağırsakta tutulum varsa, bağırsağın hastalıklı kısmı çıkartılabilir. 

Genç hastalarda, çocuk isteği de varsa erken evre kanserlerde, seçilmiş uygun olgularda rahim korunarak, yani rahimi almadan, hormon tedavisi ile hastalık tedavi edilebilir.

Yumurtalık kanseri: Standart tedavi rahim, yumurtalıklar, mide ve bağırsakların üzerini kaplayan ve omentum olarak adlandırılan yağlı dokunun çıkartılması ve lenf bezlerinin alınması şeklinde olur. Patoloji değerlendirmesi sonucunda tümörün tipi ve hastalığın yayılmasına göre ek tedavi gerekebilir. Ek tedaviler genellikle kemoterapi veya akıllı tedavilerdir.

İleri evrelerde rahim ve yumurtalıkların yanı sıra hastalığın metastaz yaptığı (sıçrama, yayılım) organlar da alınabilir.

Genç ve üreme çağındaki hastalarda ise hastalık başka organlara yayılım göstermiyor ve erken evredeyse yalnızca kitlenin geliştiği yumurtalık dokusu alınıp, lenf bezlerinin de alınmasıyla evreleme cerrahisi yapılabilir. Bu sayede genç yaştaki hastaların da ileride çocuk sahibi olma imkanları devam eder.

Rahim ağzı kanseri: Standart tedavi rahimin etraftaki bağ dokularla beraber geniş olarak çıkartılması ve gereken durumlarda ilişkili lenf bezlerinin de çıkartılması şeklindedir.

İleri evrelerde ise daha çok ışın tedavisi ve kemoterapi uygulanır.

Genç hastalarda ve erken evrelerde rahmin gövde kısmı korunarak rahim ağzının bir kısmı veya etraf dokularla beraber hepsi cerrahi olarak çıkartılabilir. Böylece bu hastaların ileride çocuk sahibi olabilme şansları devam edebilir.

Vulva kanserleri: Vulva derisinin tümör ile etkilenen kesimi geniş olarak çıkartılır, bu hastalarda da ek olarak tümör ile ilişkili kasık lenf bezleri alınabilir.

Son zamanlarda jinekolojik tümörlerde seçilmiş olgularda lenf bezlerinin hepsi değil ancak ilk lenf bezi istasyonu veya bekçi lenf bezleri olarak da adlandırılabilecek lenf bezlerinin, özel yöntemlerle örneklendiği cerrahi teknikler geliştirilmiştir. Bu yöntem ‘sentinel lenf nodu’ olarak bilinir. Bu sayede daha az sayıda ancak lenf nodu yayılımını aynı derecede başarıyla gösterebilen lenf nodları çıkartılır. Böylece hem cerrahi sonrası tedavi doğru şekilde belirlenebilir, hem de cerrahiye bağlı yan etki oranı azalır.

5. Hangi durumlarda ameliyat önerilir?

Kadın genital kanserlerinin tanısı konduğu anda, tümörün evresi ve hastanın durumu da uygun ise ameliyat yapılır. Bazı durumlarda, özellikle yumurtalık kanseri olgularının bir bölümünde hastalık çok yaygın olduğu durumlarda başlangıçta kemoterapi ile tümör yükü azaltılıp sonrasında cerrahi tedavi uygulanabilir.

6. Rahmin alınmasına nasıl karar verilir?

Kadın kanserlerinde, tümör rahimden kaynaklanıyorsa standart olarak rahimin alınması gerekir. Yumurtalık kanserlerinde de rahime sıçrama olasılığından dolayı standart olarak rahim de alınır. Ancak, genç ve çocuk isteği olan hastalarda, bazı seçilmiş uygun olgularda rahim alınmadan alternatif tedavilerle de hastalık tedavi edilebilir.

7. Kadın kanserleri tekrar eder mi?

Kanser tanısı alan her hastada hastalığın nüksetme (tekrar etme) olasılığı vardır. Bu durum kadın kanserleri için de geçerlidir. Nüksetme olasılığını belirleyen bazı unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Tümörün evresi (erken evrede tekrar etme riski daha azdır.)
  • Tümörün biyolojik davranışı.
  • Tümör tipi.
  • Cerrahi tedavinin kalitesi.
  • Cerrahi sonrası verilen tedavinin kalitesi.
  • Tümörün tedaviye cevabı.
  • Hastanın biyolojik ve genetik yapısı.

Tekrar etme riskinin büyüklüğüne göre hastalar belli aralıklarla en az 5 yıl yakından takip edilmelidir.

8. Tedaviden sonra gündelik hayatta nelere dikkat edilmeli?

Tedavi sonrası gelişebilecek risklere yönelik uygun şekilde beslenmek ve hareket etmek gereklidir. Ancak genel olarak sağlıklı beslenmeye, yürüyüşler yapmaya özen göstermek gerekir. Özellikle beslenme önemlidir, tüm kanserlerin üçte biri yanlış diyet ile alakalıdır. Doğal beslenmeli, taze mevsim sebze ve meyveleri tüketilmeli, ancak protein, yağ ve karbonhidrat bakımından da denge gözetilmelidir. Paketlenmiş gıdalar ve endüstriyel olarak üretilen, katkı maddeleri içeren gıdalar kansere davetiye çıkartır. Son literatüre bakıldığında doğru beslenme teknikleriyle kanser nüks oranları da azaltılabilir.

9. Kadın kanserlerinden korunmak için hangi önlemler alınabilir?

GLOBOCAN 2018 verilerine göre bir insanın hayat boyu kansere yakalanma riski yaklaşık yüzde 20 civarındadır. Doğal beslenmeye dikkat ederek, egzersiz yaparak, yürüyüşler yaparak, kanserojen maddelere teması azaltarak, sigara, alkol tüketimini azaltarak, hatta tamamen uzak durarak kanser riskini azaltmak mümkündür. Temelde bağışıklık sistemini güçlü tutmak gerekir.

Yine bazı kanserler için, özellikle rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen koruyucu aşılar önemli ve etkindir.

Bazı hastalarda, bazı kanser türlerine ailevi, kalıtsal yatkınlık vardır. Bu bireyler doğru şekilde tespit edildiğinde, önleyici cerrahiler ile yumurtalık ve tüpler, bazen rahim ve bazı hastalarda da memeler alınarak ilgili organlarda kanser gelişme riski ciddi oranda azaltılabilir.

Dünyada kadınlarda en sık rastlanan 4 kanser, sırasıyla meme, bağırsak, akciğer ve rahim ağzı kanserleri için tarama yöntemleri vardır. Bu yöntemler sayesinde kanser henüz gelişmeden veya çok erken safhada teşhis edilip bu kanser türlerine bağlı ölümler de azaltılabilir. Dolayısı ile tarama yaptırmak büyük önem taşır.