Yazı İçeriği
1. Akıllı ilaçlar 2. İmmünoterapi 3. Kişiselleştirilmiş tedavi 4. Kanseri önleyici ilaç tedavisi

Kanserde yaşam süresi uzuyor

Kanser sıklığı dünya genelindeki hemen her ülkede yıllık yüzde 1-2 oranında bir artış gösteriyor. Yüreklere su serpen haber ise; erken tanı ve tedavideki gelişmeler sayesinde kanserin artık tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer alması. Tedavisi mümkün olmayan kanser türlerinde veya ileri evre kanserlerde bile, hastalığın artık uzun süreli kontrolü sağlanabiliyor. Son yıllarda hem yaşam süresini uzatan, hem de kalitesini artıran tedavideki gelişmelerse şöyle;


1. Akıllı ilaçlar

Klasik kemoterapi ilaçlarında kanser hücrelerinin bölünerek çoğalması önlenirken, sağlıklı olan hücrelerin çoğalmaları da kısmen engellenmiş oluyordu. Bunun sonucunda da hastada kan değerlerinin düşmesi ve saç dökülmesi, bulantı-kusma gibi yan etkiler oluşuyordu. Hem hastanın yaşam süresini uzatmak, hem klasik kemoterapinin ağır yan etkilerinden korumak için arayışlarını sürdüren modern tıp dünyası, hedefe yönelik tedavi, bir başka deyişle, “akıllı ilaçlar” geliştirdi. Hedefe yönelik tedavi; kanser hücresinin yaşaması, büyümesi veya yayılmasında kritik öneme sahip gen veya proteini durdurmak üzere düzenleniyor. Normal hücrelerde bulunmayıp, kanser hücrelerinde yer alan hedefleri belirleyen bu tedavi yöntemini son 10 yılın kanser tedavisindeki en önemli gelişmeleri arasında dikkat çekiyor.

Tedavideki başarı oranını yüzde 15 kadar artıran hedefe yönelik ilaçlar; meme kanseri, bağırsak kanseri, akciğer kanseri ve renal hücreli (böbrek) kanserler başta olmak üzere pek çok kanser türünde başarıyla uygulanıyor. Hedefe yönelik tedaviyle yaşam süresi uzarken, yaşam kalitesinde de artış sağlanıyor. Hedefe yönelik ilaçlar sağlıklı hücrelere olumsuz etkisi az olduğu için hastalar ağır yan etkilere maruz kalmaktan kurtulabilir. Örneğin saç dökülmesi çoğu hastada görülmez. Kan değerlerinde düşme ve bağışıklığın baskılanması sorunu yaşanmaz. Normal hücreler hedef olmaktan çıktıkları için bulantı-kusma ve kan hücrelerinin sayısında azalma gibi yan etkiler de çok daha az görülür.

2. İmmünoterapi

Onkolojik tedavilerde son birkaç yılda ön plana çıkan immünoterapi tedavisinde amaç; hastanın kendi savunma sistemlerinin yeniden aktive olmasını, dolayısıyla hastalıkla mücadele etmesini sağlamak. İmmünoterapi tedavisi kanserde ana yöntem olarak kullanılır. İmmünoterapi yöntemiyle uzun süren klinik yarar sağlayabilir. Örneğin cilt kanseri olan melanomda bu yöntemle metastatik (yaygın) hastalıkta yaşam süresi uzar ve hasta uzun dönem hayatta kalabilir. Melanom tedavisinde başlayan çalışmalar hızla diğer kanserlere yöneldi. İmmünoterapi tedavisinin akciğer kanseri tedavisinde yaşam süresinde uzama sağladığı gösterildi ve standart tedavi olarak 2015 yılında yerini aldı. Bazı ilaçlar da fren mekanizmasını kullanarak hastalığın kontrolünde etkili olur. İmmünoterapi diğer kanserler için de umut vaat ediyor.

3. Kişiselleştirilmiş tedavi

Onkoloji alanındaki bir diğer önemli gelişme de, kişiselleştirilmiş tedavi. Kişinin ve tümörün genetik özelliklerine göre tedavi seçiminin belirlenmesi esasına dayanan kişiselleştirilmiş tedavinin avantajlarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Etkinliği yüksek ve yan etkisi az olduğu için hastaya daha fazla konfor sunar.
  • Aynı kanser türlerinde bile moleküler düzeyde farklılıklar olur ve tedavilerde farklı yanıtlar elde edilebilir. Bu yöntemle kişinin ve tümörün genetik özellikleri belirlenerek o hastalık için en uygun ilaç seçimi yapılabilir.
  • Ayrıca kanser hücresi moleküler düzeyde incelenerek 50’den fazla genetik değişiklik açısından sonuçlar elde edilebilir. Bu sayede kanser hücresinde saptanan genetik değişime uygun ilaç seçilerek etkinliği yüksek tedavi belirlenebilir.

Özellikle akciğer kanseri için uluslararası rehberlerde bu testler önerilmeye başlandı. Kanserin genetik profilinin belirlenmesi konusunda hızlı gelişmeler devam ediyor.
 

4. Kanseri önleyici ilaç tedavisi

Onkoloji alanındaki önemli gelişmelerden biri de, kanser önleyici ilaç tedavisidir. Meme ve yumurtalık kanseri gibi hastalıklarda yüksek risk gruplarını saptayıp, önleyici ilaç tedavisi uygulanabilir. 2014 yılında yayınlanan çalışmalarda; meme yoğunluğu yüksek, aile öyküsü olan ve meme değişiklikleri saptanan 4 bin yüksek riskli kadında ilaç kullanımıyla 5 yıl içinde kanseri gelişiminin yüzde 50 oranda azaldığı saptandı.