Yazı İçeriği
Grip belirtileri  Grip de nezle de bulaşıcı Grip yatağa düşürüyor  Antibiyotik etkili değil  Domuz gribi laboratuvar testleriyle teşhis ediliyor Gribe karşı en etkili önlem aşı 

Nezle, grip ve domuz gribi arasındaki farklar

Soğuk kış günlerinde hızla bulaşan ve kapalı ortamlar nedeniyle yayılımını engellemek de çok kolay olmayan grip, nezle, domuz gribi gibi hastalıkların tedavilerinde doğru yolu izlemek elbette ki çok önemli. İşte grip, nezle ve domuz gribi arasındaki farklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilmeniz gerekenler...


Grip belirtileri 

Dönem olarak aktif olan virüslerin neden olduğu nezle yani soğuk algınlığında burun akıntısı, hapşırık, öksürük gibi üst solunum yolu enfeksiyonunda yaşanan sorunlar hafif bir şekilde yaşanıyor. Soğuk algınlığında ateş çok nadir olarak ve düşük olarak yaşanıyor. Gripte ise yine aynı belirtiler yaşanmakla birlikte bu tabloya yüksek ateş ve kas ağrıları da ekleniyor.

Grip de nezle de bulaşıcı

Hem grip hem de nezle birbirlerinden farklı hastalıklar olsa da yayılma ihtimalleri aynıdır. Özellikle kış aylarında kapalı ortamlarda çok daha fazla zaman geçirilmesi ve yakın temasın artması ile her iki hastalığın bulaşma oranları artıyor. Grip ve soğuk algınlığı bu nedenle kış aylarında çok daha hızlı yayılıyor. Etken virüsler öksürme ve hapşırma ile hava yolundan, ellerden, hastanın temas ettiği eşyalardan ya da salgıdan kişiden kişiye hızla bulaşıyor. Bulaşma durumu hem grip hem de nezlede geçerli. Bu nedenle aynı ortamda yaşayanlar arasında bir hasta varsa mutlaka dikkat edilmeli ve virüsün hızla yayılmaması için gerekli tedbirler alınmalı.

Grip yatağa düşürüyor 

Nezlede en sık yaşanan sorunlar burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğaz ağrısı ve öksürük. Ateş ise normal veya hafif yüksektir. Hatta genelde yetişkinler grip olduğunda ateşi yükselmiyor, çocuklarda ise zaman zaman hafif ateş yaşanabiliyor. Gripte ise; nezlede yaşanan bu bulgulara şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları ekleniyor. Hatta hasta kendisini yataktan kalkamayacak derecede bitkin hissediyor ve sürekli uyumak istiyor. Parmağını bile oynatamayacak kadar hasta hissetmesi nedeniyle, evden dışarı çıkması ve hatta yataktan bile kalkması kolay kolay mümkün olmuyor. Tüm bu nedenlerle gribe halk arasında "paçavra hastalığı" da deniliyor. Nezlede ise hastalığı ayakta geçirmek mümkündür. Nezleden çok daha ağır seyreden gripte yüzde 90’ın üzerinde yüksek ateş yaşanıyor.

Antibiyotik etkili değil 

Hem grip hem de nezle tedavisinde dikkat edilmesi gereken bir detay da antibiyotik kullanımı. Her iki hastalığın tedavisinde de antibiyotik etkili değil. Ancak özellikle ülkemizde var olan "antibiyotiksiz geçmiyor" düşüncesi nedeniyle herkes doktora bile görünmeden antibiyotiğe sarılıyor. Çoğu zaman gereksiz olarak kullanılan antibiyotikler hem tedavi masraflarını artırıyor hem de bakterilerde direnç gelişmesine neden oluyor. Grip ve nezlede iyileşmenin yolu bol sıvı alımı ve dinlenmeden geçiyor. Ayrıca doktor kontrolünde alınan ateş düşürücü ya da grip ilaçları da alınabiliyor. Ancak antibiyotiğin kullanımını gerektiren bazı özel durumlarda yok değil. Grip sonrası gelişebilen sinüzit, zatürre ya da kulak iltihabı gibi hastalıkların tedavisinde doktor kontrolünde antibiyotik alınıyor.

Domuz gribi laboratuvar testleriyle teşhis ediliyor

Domuz gribi, adını son yıllarda sık sık duyduğumuz önemli bir hastalık. Altta yatan metabolik bir hastalık durumunda ölüme bile neden olabilen domuz gribi, influenza virüsünün alt türlerinden biri olan H1N1. Belirtileri mevsimsel griple aynı olan domuz gribinde tanı laboratuvar testleriyle konuluyor. Teşhis sonrasında ise mutlaka hekim tarafından uygun tedavinin yapılması ve hastanın takip edilmesi gerekiyor. Hasta takip edildiği ve altta yatan başka bir hastalığın olmaması durumunda domuz gribi de diğer grip türleri gibi tedavi edilebilen bir hastalık. Ancak takip edilmediğinde ise her grip gibi tehlikeli sonuçları beraberinde getirebiliyor.

Gribe karşı en etkili önlem aşı 

Domuz gribinden korunmada grip aşısı büyük önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü her yıl gribe neden olan virüsün değişikliklerini izleyerek bir sonraki yılın aşısı için önerilerde bulunuyor. Yani hazırlanan aşılar bir önceki yıllarda salgın yapan virüslere uygun hazırlanıyor. Böylece hazırlanan aşı ile salgında saptanan virüs arasında benzerlik durumunda koruyuculuk özelliği artıyor.